Ana Sayfa Diyanet, Eğitim, Sağlık 1 Kasım 2015 368 Görüntüleme

Zikir, Fikir, Şükür…

Soframızda ‘Zikir, Fikir, Şükür’ Huy edinmemiz lâzım..!

“Düşünen insan, sahip olduğu nimetin farkına varır; düşünmeyen insan da kendini o nimetlerden mahrum sanır!”

Hepimizin yiyecek kadar midesinde iştiha duyması, iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulundurması, Cenâb-ı Hakk’ın büyük bir ikramıdır.

Ne insanlar vardır ki, ya sofrasında yiyeceği yoktur ya da midesinde iştihası… Evet, sofraya her oturuşta hepimiz en başta bu iki nimeti düşünmeliyiz, bu düşünmenin gereğini de arkasından yerine getirmeliyiz.

Ne midir bu düşünmenin gereği?

Yemeğe Besmele ile başlamak zikirdir! Yemek boyunca bu nimetleri vereni düşünmek fikirdir! Yemekten sonra ‘Elhamdülillah!’ diyerek kalkmak da şükürdür!..

İşte size zikir, fikir ve şükür duyguları içinde tamamlayacağımız sofra adabı örneği bu olması gerek.

Sofraya böyle zikirle başlayan, fikirle devam eden, şükürle de tamamlayıp kalkan kimse, elbette ruhen huzur bulur, bedenen sıhhate kavuşur, sofrasında da berekete nail olur.

Çünkü Cenâb-ı Hakk, verdiğim nimetlere şükrederseniz bereketini artırır, huzurunuzu çoğaltırım, buyuruyor.

Ancak sofralarımızda böyle zikir, fikir ve şükür duyguları içinde olursak, başta kendimize tembihte de bulunmalı, bu nimetleri bulamayan nice yoksulların bulunduğunu da hatırlayarak ‘tıka basa’ midesini doldurmanın yanlışlığından kaçınmalıdır.

Çünkü ihtiyaçtan fazla tıka basa yemek, zikrin zevkini azaltır, fikrin derinliğini yok eder, israfın da kapısını açar.

İsraf ise ayetlerle yasaklanmış, Rabb’imiz; “ (((Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz.))) ” uyarısında bulunmuştur.

Nitekim meşhur bir tıp ilim adamına: Anlaşılıyor ki, ihtiyaç kadar yemek helaldir.

Ama tıka basa yiyerek israf etmek ise hem helal değil hem de tıbben vücuda zarardır.

Bu sebeple sofrada en sağlam ölçüyü veren Efendimiz (sav) Hazretleri, şöyle hatırlatmada bulunmuştur:

Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, kalan üçte birini de rahat nefes almaya ayırın!

Demek ki, sofraya iştiha ile oturmalı, yine iştiha varken kalkmalı, midede suya, nefes almaya da yer bırakmalı, tıka basa yemek gibi bir kötü alışkanlığa mağlup düşmemelidir.

Bu konuda asıl düşünülmesi gereken önemli bir uyarı da Hz. Ömer Efendimiz’den şöyle gelmiştir:

Gücünüz yeten her nimet çeşidini alıp da sofranıza koymayın.

Unutmayın ki, sofradaki nimetler sorgusuz değildir.

Helal ise hesabı, haram ise azabı vardır!

Evet, büyük çapta bir uyarıdır bu da.

Hep hatırlanmalı, hiç de unutulmamalıdır.

Sofradaki nimetler helal ise hesabı, haram ise azabı vardır!..

Ondörtlü (14) büyükleri, sofrada şu 4 şeyin de düşünülmesi gerektiğini ifade etmişler:

Yemeğimize haram karışmış mıdır..?

Bu yemeği Allah’ın ihsan ettiği iştiha ile yediğimizin farkında mıyız..?

Bize takdir edilen nimetin yediğimiz kadarı olduğunu kabul ediyor muyuz..?

Yediğimiz nimetin verdiği güçle Allah’a ibadet ve itaatte mi bulunuyoruz, yoksa ihmal ve isyanda mı..?

İşte hepimize zikir, fikir, şükür duyguları içinde oturduğunuz sofrada tam bir tefekkür şuuru.

Bilmem siz nasıl bakarsınız böylesine derin bir tefekkür şuuruna?

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Tema Tasarım | Ulaknews.com
pendik escort - tuzla escort
van escort balikesir escort kibris escort denizli escort mersin escort manisa escort afyon escort istanbul escort porno konya escort